Boşanma sürecinde en çok merak edilen konulardan biri, evin tapusunun hangi eşte kalacağı ve diğer eşin hak sahibi olup olmadığıdır. Bu sorunun cevabı yalnızca tapunun kimin adına kayıtlı olduğuna bakılarak verilmez. Evin ne zaman alındığı, hangi parayla finanse edildiği, evlilik öncesi mi yoksa evlilik içinde mi edinildiği, kredi ödemelerinin kim tarafından yapıldığı ve aile konutu niteliği taşıyıp taşımadığı birlikte değerlendirilir.
Evin kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğu belirlenir.
Taşınmaz bir eş adına kayıtlı olsa bile diğer eşin katılma alacağı veya katkı talebi doğabilir.
Banka kayıtları, kredi ödemeleri, tapu kayıtları ve katkıyı gösteren belgeler sonucu etkiler.
“Boşanmada evin tapusu kimin olur?” sorusu, çoğu zaman yanlış şekilde yalnızca tapu sahibine odaklanılarak sorulur. Oysa aile hukukunda asıl değerlendirme, evin hangi mal rejimi içinde edinildiği ve diğer eşin bu taşınmaz üzerindeki ekonomik hakkının bulunup bulunmadığı üzerinden yapılır. Bu nedenle taşınmazın bir eş adına kayıtlı olması, diğer eşin hiçbir hakkı olmadığı anlamına gelmez.
Özellikle boşanmada mal paylaşımı sürecinde; evlilik içinde alınan bir ev, kural olarak edinilmiş mal rejimi kapsamında değerlendirilir. Buna karşılık evlilikten önce alınan, mirasla gelen veya bağış yoluyla edinilen bir ev ise çoğu durumda kişisel mal sayılır. Ancak kişisel mal niteliği taşıyan bir taşınmazda bile evlilik sırasında yapılan ciddi maddi katkılar sebebiyle başka tür alacak hakları gündeme gelebilir.
Boşanmada evin kime ait sayılacağı sorusunun merkezinde mal rejimi vardır. Eşler arasında özel bir mal rejimi sözleşmesi yapılmadıysa, kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu rejimde evlilik içinde gelir ve emekle edinilen mallar, tasfiye sırasında ekonomik paylaşım hesabına konu olabilir.
Taşınmazın niteliğini belirlerken öncelikle edinim tarihi ve edinim kaynağı incelenir. Uygulamada en çok karşılaşılan senaryolar şunlardır:
Örneğin ev evlilikten önce alınmış olsa bile, uzun yıllar boyunca evlilik içinde kredi taksitleri ödenmiş, büyük tadilatlar yapılmış veya taşınmazın değeri ciddi şekilde artırılmışsa, katkı sağlayan eş yönünden farklı alacak hakları doğabilir. Bu yüzden “ev benden önce alınmıştı, hiçbir hakkım yok” ya da “tapu onda ama yarısı otomatik benim” gibi düz yaklaşımlar çoğu dosyada gerçeği yansıtmaz.
Boşanmada evle ilgili en önemli iki kavramdan biri katılma alacağı, diğeri ise değer artış payıdır. Bunlar aynı şey değildir ve dosyanın yapısına göre farklı sonuçlar doğurur.
Bu ayrım özellikle tapu tek bir eş adına olsa bile diğer eşin ekonomik talepte bulunup bulunamayacağını belirler. Dolayısıyla sadece tapu kaydı değil, taşınmazın finansmanı ve sonradan yapılan ödemeler de çok önemlidir.
Aile konutu, eşlerin birlikte yaşamını sürdürdüğü ve aile hayatının merkezi haline gelen taşınmaz bakımından özel koruma sağlayan bir kavramdır. Aile konutu şerhi, özellikle boşanma öncesi veya süreç devam ederken taşınmaz üzerinde eşin bilgisi dışında işlem yapılması riskine karşı önem taşır.
Şerh, tek başına her sorunu çözmez; ancak taşınmazın korunması açısından önemli bir güvence sağlayabilir. Özellikle bir eşin evi satmaya, devretmeye veya başka şekilde tasarruf etmeye yöneldiği durumlarda, aile konutu meselesi ayrıca değerlendirilmelidir.
Uygulamada çoğu uyuşmazlık, taşınmazın nasıl finanse edildiği noktasında düğümlenir. Ev krediyle alındıysa taksitlerin hangi dönemde ve kim tarafından ödendiği önem kazanır. Taşınmaz bir eşin üzerine kayıtlı olsa bile, diğer eşin gelirinin krediye veya evin korunmasına ciddi katkı sağladığı durumlarda alacak hesabı farklılaşabilir.
Bu nedenle:
taşınmazın niteliği ve eşlerin katkı durumu bakımından kritik rol oynar. Bu yönüyle boşanma davasında delil toplama ve ispat yaklaşımı burada da büyük önem taşır.
Bazı dosyalarda eşlerden biri, taşınmazı boşanma öncesinde veya boşanma sürecinde üçüncü kişiye devrederek diğer eşin hakkını zayıflatmaya çalışabilir. Bu durumda artık yalnızca evin kime ait olduğu değil, aynı zamanda yapılan devrin gerçekliği ve amacı da tartışılır.
Bu tür işlemlerde muvazaa, düşük bedelli satış, yakın akrabaya devir veya bedelin gerçekten ödenmemesi gibi olgular önem kazanır. Somut olayın niteliğine göre boşanma sonrası tapu iptali ve tescil davası ya da boşanmada mal kaçırma ve tapu iptali başlıkları ayrıca gündeme gelebilir.
| Senaryo | Genel Değerlendirme | Muhtemel Hukuki Başlık |
|---|---|---|
| Evlilikten önce alınan ev | Çoğu durumda kişisel mal kabul edilir. | Katkı varsa değer artış payı tartışılabilir. |
| Evlilik içinde gelirle alınan ev | Genellikle edinilmiş mal niteliği taşır. | Katılma alacağı gündeme gelebilir. |
| Miras veya bağışla gelen ev | Çoğu durumda kişisel mal sayılır. | Evlilik içi katkı varsa ayrıca değerlendirilir. |
| Krediyle alınan ve tek eş adına kayıtlı ev | Tapu tek başına belirleyici olmaz. | Kredi ödemeleri ve katkı oranı incelenir. |
| Boşanma öncesi üçüncü kişiye devir | Mal kaçırma iddiası doğabilir. | Tapu iptali ve tescil / tedbir gündeme gelebilir. |
Evin evlilik öncesi mi yoksa evlilik içinde mi alındığı ilk adımdır.
Ev hangi parayla alındı, kredi var mı, miras veya bağış söz konusu mu incelenmelidir.
Banka kayıtları, kredi ödeme dekontları ve tadilat harcamaları korunmalıdır.
Üçüncü kişiye satış veya devre ilişkin şüphe varsa gecikmeden hukuki değerlendirme yapılmalıdır.
Bu içerik, boşanma ve mal paylaşımı kümesindeki diğer sayfaları destekleyecek şekilde düzenlenmiştir. Konuyu daha geniş çerçevede değerlendirmek için aşağıdaki sayfalar da önemlidir:
Boşanmada evin kime ait olduğu sorusu, çoğu zaman taşınmazın resmi kaydından daha geniş bir inceleme gerektirir. Mal rejimi, katkı oranı, kredi ödemeleri, aile konutu niteliği ve devir riski birlikte değerlendirilmeden sağlıklı sonuca ulaşılamaz.
İletişim Sayfasına Git